Köşe Yazısı
Mehmet AKAY
ÇERÇEVE YASA BARIŞA GİDEN YOLUN TEMİNATIDIR
Nihayet, beklenen 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi Yasası' meclise geldi ve 468 kabul, 88 red, 6 çekimser oyla geçti. Beklentilerin üzerinde bir kabul oy gerçekleşti. Parti sözcülerin tereddütlü ve olumsuz konuşmalarına karşı milletvekilleri daha net kabul oyu kullandı. 'Çerçeve yasasına' yönelik mecliste parti sözcülerinin yaptığı eleştirilere bakılınca partilerin kurumsal düzeyde yeterince anlaşılmadığı ortaya çıktı. Bunun için herkesin ortak deneyimi olan 28 Şubat 2015 tarihinde yapılan 'Dolmabahçe Mutabakatı'nı anımsamak gerekir. Mutabakatın içeriği bugünkü 'çerçeve yasasıyla' kıyaslanmayacak ölçüde demokratikti. Ama güvencesi sağlanamamamıştı. Oysa bugün 'barış' yasayla güvence altına alınıyor. Savaşan bir taraf savaşmayı bırakırken diğer taraf silah bırakıyor ve birbirlerini yasaya bağlıyor. Acil olan 'kanın' durdurulmasıydı. Savaşırken 'barışı' konuşmak anlamsızdır. Bu yasayla öncelik silahlar bırakılıyor ve yasayla 'barış süreci' güvence altına alınıyor. Yasa son değil bir başlangıç. Kürt sorununun tüm boyutları önümüzdeki dönem yine mecliste konuşulacak ve demokratik içerikli yasalarla süreç ilerleyecektir. Yasa, 'Dolmabahçe Mutabakı' metninden demokratik ve özgürlükler yönünden geri, ama 'barış sürecinin' güvencesi açısından daha ileri ve siyasidir. Çünkü yasal adım atılıyor ve PKK silah bırakıyor. Ayrıca kendine özgü deneyimle dünyaya örnek sunulacak siyasal süreç yaşanacaktır.
YASAYA GETİRİLEN DÖRT ELEŞTİRİ
İLKİ; İYİ PARTİ sözcüsü yasaya karşı olumsuz tutumu oldu. Irkçı ve Kürt düşmanı bir partiden beklenen bir tutumdu. Bir de meclis dışında konuşan ZAFER PARTİSİ başkanı ırkçı, faşist eski gladyocu Ümit Özdağ oldu. Dolaysıyla bu iki partiyi pek ciddiye almaya gerek yok. Çünkü ırkçılar, ırkçı partiler ve savaşa doğası gereği çeşnidirler. Kanla, çatışmayla beslenirler.
İKİNCİ ELEŞTİRİ; demokratikleşme ve özgürlüklerle ilgili yeterli olmadığı yönünde oldu. Bu eleştiri DEM PARTİ başta olmak üzere YENİ PARTİ ve oturuma katılan hemen her muhalif parti sözcüleri tarafından yapıldı. AKP, MHP, HÜDAPAR , CHP, İŞÇİ PARTİ, EMEP ve SAADET PARTİ'si ise, yasayı olduğu gibi kabul etti. YENİDEN REFAH ise, oylama öncesi 'hayır' tutumunu 'çekimser' olarak değiştirdi. YENİ YOL da meclis gurubunu 'serbest' bıraktı. YENİ PARTİ lideri Özgür Özel ise, yasaya 'evet' demesine rağmen gurubunu 'serbest' bıraktı ve oylama sonucunda 54 milletvekili 'red' oyu kullandı. Özgür Özel'in açıklaması siyasi açıdan tutarsız bir karar oldu. Özgür Özel, böylelikle ilk siyasi sınavında başarılı olduğunu söyleyemeyiz. YENİ PARTİ, YENİDEN REFAH ve YENİ YOL'un tutumu özü itibariyle aynı. Üç partide 'barıştan' yana net tutum alamadılar. Gerekçeleri ne olursa olsun muğlak ve tutarsız bir izlenim yaratmış oldular. İleride bu tutumun siyasi bedeli mutlaka olacaktır.
ÜÇÜNCÜ ELEŞTİRİ; yasanın Meclisin kapanmasına iki hafta kalarak acil getirilmesini YENİ PARTİ'nin yükselişini durdurmak olduğu yönünde oldu. Bu yorumun mantıksal bir dayanağı yok. Çünkü bu yasanın meclise gelinceye dek iki seneyi aşan bir müzakere süreci yaşandı. Ayrıca bölgesel jeopolitik nedenleri de işin içine katılarak düşünüldüğün de sürecin çok yavaş ilerlediği bile söylenebilir.
DÖRDÜNCÜ ELEŞTİRİ; Öcalan eliyle PKK'nin tasfiyesi dolaysıyla da bir teslimiyet yasası olduğu söyleniyor. Veya tam tersi devlet Öcalan'a teslim oldu. Bu eleştirlerin de hiçbir dayanağı olmadığı gibi yaşanan sorunun yıllar içinde aldığı biçimleri, kazanımlarını gözden kaçırır.
SAVAŞA DÖNÜLMEMESİNE İZİN VERMEYECEK YASA
'Barış' birkaç sayfalık metinlerle sağlanamaz. 'Dolmabahçe Muhatabakı' böyle bir metin idi, ama ne oldu, bir yıl dolmadan savaşa, çatışmalı ortama dönüldü. 'Çerçeve yasa' böyle bir geri dönüş yolunu iki taraf açısından kapanıyor. İki yıl süren 'ateşkes ortamı' yasayla kalıcı hale dönüştürülüyor. Yasa bundan çıktı. Silahsız, birbirimizi öldürmeden sorunları konuşarak çözmek için. Yasanın ana mantığı bu. Dolayısıyla yasa PKK/KCK ile sınırlı tutulduğu için 'kriminal' ya da kısmı 'af yasası' gibi gözükse de gösterdiği çözüm yolu açısından oldukça siyasidir. Acil ve öncelik olan da buydu. Yasayı demokratik ve özgürlükler temelinde eksik görenler bugün itibarıyla yeni özgürlükçü yasalar için harekete geçsinler. Hayat, siyaset ve 'barış süreci' devam ediyor. Henüz yolun başındayız. İlk adım mecliste bulunan partilerin olumsuz yönde kurumsal açıklamalarına karşı milletvekillerinin ezici çoğunluğun 'evet' oyuyla atılmış oldu. Mecliste yapılan oylama göz önünde bulundurulduğunda süreci parti liderlerinden ziyade milletvekilleri daha iyi idrak ettiği anlaşıldı. Bundan sonra ; Ak koyun kara koyun geçit başında belli olur, diyerek bakalım kimler yan yana yürüyecek, kimler ayrışacak göreceğiz. Ankara siyaseti artık bu eksende şekillenerek ilerleyecek.
Şimdiden herkese hayırlı olsun.