Köşe Yazısı
Mehmet AKAY
CHP’DEKİ DOĞUM TÜRK DEMOKRASİSİNDE YENİ VE KÖKLÜ DÖNÜŞÜMLER YARATABİLİR
CHP, evveliyattan bu yana resmi ideolojin ve statükonun koruyucu partisi oldu. Dönem dönem seçmenin ve rakip partilerin durumuna göre esnese de son kertede tarihsel misyonundan uzaklaşmamıştır. Ecevit’in liderliğinde 70’li yılların ortasında kısa bir ‘sapma’ görülse de ‘reformist’ bir karakter gösteremeyecek denli statükonun yanında yer almıştır. Bugün, ‘mutlak butlan’ kararıyla uzun süre içinde patinaj yapan CHP bölünmüş ve yeni bir partinin doğumuna hazırlanıyor. Bunun iki ana nedeni var. Birincisi, Türkiye’de değişen sosyolojik yapı, kentleşme, kimlik sorunlarının belirgin bir şekilde siyasi hayattaki yeri. CHP, geleneksel kodlarla bu süreci taşıyamayacağı belliydi. İkinci neden, aşağıda gerçekleşmiş sosyolojik ve kültürel ittifak. ‘Kent uzlaşısı’ ile anılan yerel ittifaklar, CHP’nin değişimini zorladı. ‘Mutlak butlan’ kararı, hayırlı veya hayırsız, nasıl yorumlanırsa yorumlansın CHP’nin içsel dinamiklerini, siyasal eğilimlerini körüklemiştir. İlk kez CHP içinden ideolojik sahiklerden uzak bir siyasal duyarlılıkla yeni bir parti doğacak. Bu partinin ‘mutlak butlan’ kararına ve atanmış Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı sürdürdüğü mücadele ‘reformları’ merkezine alacak bir partinin şimdiden ipuçlarını vermekte. Özgür Özel ve ekibinin yeni parti kurmasına yol açan nedenlere değinelim.
EKREM İMAMOĞLU, ÖZGÜR ÖZEL VE CHP NEDEN HEDEF HALİNE GELDİ
Merkez ve muhalif medyada Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel ve en son da ‘mutlak butlan’ ile hedef gösterilmesi; Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı olması, ‘Cumhur İttifakının’ ve ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin’ devamlığı, kurumsallaşması için yapıldığı yorumları sık duyarız. Kürt siyaseti dışarda bırakıldığında doğru bir analiz olarak kabul edilebilir. Ancak Kürt siyaseti, Türkiye’nin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirildiğinde analiz eksik kaldığı kavranacaktır.
‘KENT UZLAŞISI’, TÜRK EMEKÇİLERİYLE KÜRT EMEKÇİLERİ İTTİFAKIYDI
Ekrem İmamoğlu, 2024 yerel seçiminde ikinci kez İstanbul Belediye Başkanı oldu. İlki 2019 yılındaydı. İlkin de hedef değildi, ikinci seçimde iktidar tarafında rahatsızlık yarattı. Bunun ana nedeni DEM Partisinin büyük kentlerde CHP’ye önerdiği ‘Kent Uzlaşısı’. Yerellerde CHP, Kürtlerle politik ittifak kurmuştu. Aslında ‘Kent Uzlaşısı’, ‘Türk emekçileri ile Kürt emekçilerin’ ittifakıydı. Bu dönemin ardından Ekrem İmamoğlu, 2025 Şubat ayında CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ilan edildi ve 12 milyon imza toplanarak kampanya sürdürüldü. Bu tarihte CHP, AKP’den daha çok oy alan ve yapılan tüm anketlerde de önde görülüyordu.
‘KENT UZALAŞISI’ BARIŞI ZORLAYAN EN ÖNEMLİ DESTEK OLDU
‘Kent Uzlaşısı’ sonuç vermişti. Anlattığım tarih son iki yılı kapsıyor. Ne olduysa son iki yılda oldu. Türkiye’de bu politik kırılma yaşanırken, Ortadoğu yeniden şekilleniyordu. Bu arada Öcalan ile ‘barış’ teması başlamıştı. Biz bunu 2024 Ekim ayında Devlet Bahçeli’nin Öcalan’ı DEM meclis gurubuna davet etmesiyle öğrendik. Yani bir yandan İktidar, Ekrem İmamoğlu ile uğraşırken diğer yandan ‘barış’ süreci için harekete geçmişti. 2025 Mart ayında Ekrem İmamoğlu gözaltına alındı ve tutuklu yargılanmaya başlandı. 2025 Mayıs ayında PKK, silah bıraktığını açıkladı. Süreç boyunca Öcalan ile görüşmeler kesintisiz sürdürüldü. TBMM'de ‘Terörsüz Türkiye’, ‘Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ 2025 Ağustos ayında toplandı ve 2026 Şubat ayında ‘barış sürecine’ yol gösteren raporu komisyonda bulunan partiler tarafından kabul edilip kamuoyuna duyuruldu. 2024 yerel seçimlerinde ‘Kent Uzlaşısı’ ile İstanbul’da kentli Kürt emekçileriyle kurulun ittifakın siyasal sonuçları CHP’yi öne çıkardı. Yargı aracılığıyla belediyelere dönük baskılar CHP’yi sürecin öznesi olmasını engellemekti. Öcalan’ın ısrarlar CHP’nin de ‘barış sürecine’ katılmasında ısrar etme nedeni de buydu. ‘Barış sürecinin’ toplumsallaşması, demokratikleşmesi için CHP’nin bütün olarak muhatap kılınması tastamam bu ihtiyaçtan kaynaklanıyordu.
‘MUTLAK BUTLAN’ KARARI CHP VE KÜRTLERLE KURULAN İTİFAKI KIRMAYA DÖNÜK BİR HAMLEYDİ
2026 Mayıs ayında da ‘mutlak butlan’ kararıyla CHP’nin başına Kemal Kılıçdaroğlu getirildi. Ana muhalefet partisi politik açıdan felç edilmiş dolu. Böylelikle Kemal Kılıçdaoroğlu’nun CHP’si ‘barış sürecinin’ öznesi değil nesnesi durumuna getirildi. Özgür Özel, ‘mutlak butlan’ kararına direndi ve bu direniş onu öne çıkardı. Süreç halen devam etmekte. Büyük olasılıkla yeni bir parti ile önümüzdeki günlerde tanışacağız. Partinin henüz içeriği belli değil. Sağa mı, yoksa sağ popülist çizgiyi benimseneceği tartışılır durumda. Büyük olasılıkla, mevcut kadrolar düşünüldüğünde ‘reformist’ bir çizgiyi benimseyecek gibi. Eğer böyle bir sonuç verecek olursa, Öcalan ile yürütülen ‘barış müzakeresinde’ iktidar blokunu demokratikleşme yönünde daha fazla adım atmaya zorlayacaktır.
Çünkü Öcalan ile sürdürülen müzakerelerin tek merkezden ve avantajlı pozisyonda yürütülmesi isteniyor olabilir. ‘Barış’ olacaksa iktidarın istediği veya çerçevesini belirlediği şekilde yürütülmesi konusunda iktidar bileşenleri çok kararlı gözüküyor. Öcalan ve Kürt siyasetinin elinin zayıflatılması için Ekrem İmamoğlu ve CHP, yargının muhatabı kılındı diyebiliriz. Yaklaşık son bir yıla dışardan bir gözle bakıldığında objektif olarak böyle bir tespit ve analizin haklılık payı oldukça güçlü. Bu tablonun yaratılmasında Erdoğan ve AKP’nin hiç payı olmadığı düşünülse dâhi ‘yargının’ peşi sıra gelen kararları böyle bir siyasi sonuç doğurması kaçınılmazdır. Eğer ‘yargı’ siyaset alanını hedef almasaydı, bugün Ekrem İmamoğlu dışarda ve CHP’nin başında Özgür Özel olacaktı. ‘Kent Uzlaşısı’ kesintisiz bugüne değin sürdürülecekti ve ‘barış süreci’ kamuoyu desteğini Kürtlerin lehine şekillendirecekti. ‘Barış ve demokrasi’ ikilemin arasında kimse sıkışmayacaktı. ‘Barış süreci’, ‘çevre yasa’ bu kadar gecikmeyecekti. ‘Çerçeve yasa’ meclise geldi, ama herkes daha şimdiden kaygılı. Yasanın kadük çıkması için herkes elinden geleni yapmakta. ‘Mutlak butlan’ kararının, CHP belediyelerine yönelik baskıların siyasi sonucu, CHP’nin Kürtlerle kurduğu ittifak parti düzeyinde olsa da kırılmış oldu. Demokrasisiz bir ‘barış’ yalnız Kürtlere değil Türklere de dayatılmış oldu. Oysa ‘barış’ ancak demokratikleşmeyle toplumsal meşruluğunu kazanabilir.
BARIŞ VE DEMOKRASİ İÇİN HALEN FIRSAT VAR HER ŞEY BİTMİŞ DEĞİL
Bütün bu ‘siyasi saldırı’ altında halen ‘demokrasi ve barış’ için fırsat var. CHP’den doğacak yeni parti yeniden Kürtlerle ittifakı merkezine alma ihtimali çok yüksek. Özgür Özel’in ‘mutlak butlan’ kararı sonrası sokakta yürüttüğü başarılı kampanya Türkiye İttifakı’nı milliyetçi ve ulusalcı unsurlara değil yüzünü Kürtlere dönerse süreç başarıyla taçlanabilir. Bunun için açıkça Türkiye İttifakı’nı Kürtlerle İttifak’a dönüşmelidir. Özgür Özel’in mecliste oluşturulan ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyon’ raporunda imzası bulunmakta. Yeni parti kurulduğunda büyük ihtimalle meclisin ana muhalefet partisi olacak. Dolaysıyla kurulacak yeni parti ‘barış sürecinin’ parçası olacağından bugünden emin olabiliriz. Zaten yerel seçimlerde bu ittifak deneyimi yaşanmıştı. Sonuçları muhteşem oldu. Önümüzdeki dönem, Özgür Özel ekibi yeni partiyi kurduktan sonra meclis aritmetiği değişecektir. İktidarı ve ‘barış sürecini’ olumlu yönde zorlayacak, Türkiye siyasetini yeniden baştan aşağı şekillendirecektir. Çünkü iktidarın yargı eliyle müdahalesine karşı bir meydan okuma olarak ortaya çıkıyor yeni parti. Dolaysıyla sistemi her alanda köşeye sıkıştıracaktır. Beklenen güçlü muhalefet eskisinden çok daha net ve kararlı bir mücadeleye hazırlandığını söyleyebiliriz. Önümüzdeki bahar daha önce hiç yaşanmamış politik kutuplaşmaya, mücadeleye ve demokratik açılıma gebe.