Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Mehmet AKAY Köşe Yazısı Mehmet AKAY

İRAN SAVAŞINDA KAZANAN ABD SİLAH BARONLARI KAYBEDEN HAKLAR

ABD ve İsrail, İran karşı başlattığı haksız savaşı 28 Şubat’ta başlamıştı. Savaş sahası körfez ülkelerini içine alacak şekilde karşılıklı füze ve hava saldırılarıyla Nisan ayı başına kadar sürmüştü. 3 Mart’ta İran, Hürmüz Boğazı’nı deniz ticaretine kapattı. Böylelikle savaş Hürmüz üzerinden şekillenmeye başlandı. Küresel ölçekte enerji tedarik zincirinin bozulmasıyla petrol, gaz ve petrokimya ürünlerin fiyatları arttı.

ABD 13 Nisan’da Hürmüz Boğazı’nı girişine abluka uyguladı. Bu ablukayla birlikte savaş fiilen durdu. İran’ın, Çin’e petrol ihracatı kesildi. Hürmüz Boğazı’na dönük müdahalesini boşa çıkartan ABD ablukası, ‘ateşkes’ görüşmelerine İran Mollalarını zorladı. Yaklaşık iki ay fiili ‘ateşkes’ sürdü. Taraflar defalarca ‘barış’ için bir araya geldiler. Nihayet ‘ateşkes’ bir buçuk sayfalı çerçeve metinle fiili durum resmi anlaşmayla sonuçlandı. Cuma günü de dünya kamuoyu kaşsında resmen duyurulacak. Anlaşmanın detayları 60 gün içinde netleşeceği duyurusu yapıldı. 60 gün yeni bir pazarlık süreci anlamına geliyor.  Süreç içinde savaşa yeniden dönülüp dönülmeyeceği belirsiz. En azından Körfez yeniden deniz ticaretine açılmış oldu. Kaybedense halklar oldu. İran, Lübnan ve Körfez halkları bu sürecin mağdurları.

KÖRFEZDE SULAR DURULUYOR AMA SUYUN BAŞINA DA ABD GEÇİYOR

Savaşın kazananın olmadığı bir savaş olarak yorumlansa da silah baronları ceplerini doldurdular. Amerikan silah sanayisinin baronları İran’a dönük savaşta silah stoklarını kullandıkları gibi Körfez ülkelerine de bol bol yeni silah ve mühimmat anlaşmaları yaptılar. İran Mollaları, savaşla birlikte ağır yara alsalar da halkın desteğini pekiştirmiş görünüyorlar. Ancak başta İran halkı olmak üzere Körfez ülke hakları bu savaşın kaybedenidir. ABD ve İsrail uçaklarının bombardımanında İran’da 50 bin konut yıkıldı, fabrikalar kapandı ve 4 milyon işçi işsiz kaldı, 5 binin üzerine İranlı öldü, enflasyon yüzde 200 artı, savaş öncesi Mollara karşı toplumsal muhalefet susturuldu. Yaklaşık 400 milyarlık savaş hasarı var. ABD, ‘ateşkes anlaşmasıyla’ 15 milyar nakit yardım alacağı vaadinde bulunuyor.

ABD, körfezdeki gücünü sabit tutacağı ‘ateşkes anlaşma metninde’ sabitlenmiş olduğu belirtiliyor. İran yine bu anlaşmayla birlikte dünya ekonomisiyle entegrasyonun önü açılıyor. İran avantajlı görülse de 60 günlük pazarlık karşılıklı tavizlere gebe gözükmekte. Çok açık ki Hürmüz Boğazı’nın garantörü artık ABD. Körfez deniz ve kara ticaret yolunun jandarması ABD’nin inisiyatifine geçmiş olduğunu söylemek mümkün.

İRAN, ORTAOĞU’DA GÜCÜNÜ YİTİRİYOR

İran’ın, Hürmüz Boğazı üzerinden söz hakkı kısıtlanmış oldu. Bundan sonra İran’ın, körfeze dönük her müdahalesinde ABD’yi karşında bulacaktır. ‘Ateşkes anlaşmasıyla’ da bu durum uluslararası meşruluk kazılmış oldu. İran, sanayi ve askeri tesisleri büyük bir yıkım yaşadı. Ortadoğu üzerinde Mollaların ‘Şii çemberi’ neredeyse etkisiz hale geldi. Lübnan Hizbullah’ı ve Irak’taki Haşdi Şabi denetim altına alındı.

ABD, yalnız Hürmüz’ü kontrol etmekle kalmadı Ortadoğu üzerinde de bölgesel jeopolitik denklemde üstünlüğünü sağlamlaştırdı. İran’ın, Ortadoğu’daki nüfuzunun azaldığı söylemek mümkün. Yıllarca ambargoyla yaşayan İran, savaşla birlikte yeniden toparlanması uzun bir süre alacaktır. Hürmüz Boğazı’nda İran ve Umman boğaz geçişinde deniz trafik kontrolünü sağlaması üstlenecektir. Boğaz geçiş güvenliği için kılavuzluk, şamandıra ve deniz feneri gibi ışıklandırma altyapı çalışmalarında sorumlu tutulma ihtimalleri var. Bunun için boğaz transit geçiş ücretleri gemi acentelerinden para karşılı tahsili sağlanacaktır. Bizde ki boğaz transit geçiş ücretleri gibi. Umman ve İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden tasarrufu ancak bu düzeyde kalacaktır.

ORTADOĞU’DA KÜRESEL VE BÖLGESEL ŞEKİLLENEN YENİ DENKLEMLER

İran’ın boşalttığı nüfuz alanı İsrail ve Türkiye tarafından doldurulacağa yönde gelişmelere önceden de gözlemleyebiliyorduk. ‘Ateşkes anlaşmasıyla’ bu daha da görünür hale gelecektir. Bölge üzerinde İsrail ve Türkiye rekabetinin savaşa yönelik beklentileri temelsiz dolduğunu söylemem gerekir. İsrail ile Türkiye ekonomik ilişkilerinin yanında ABD ile kurulan stratejik işbirlikleri böyle bir savaş beklentisini anlamsız kılıyor. Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi ve İsrail’in doğu Akdeniz işbirliğine karşı Türkiye’nin ‘Mavi vatan’ stratejisi savaşı değil bir pazarlık gücü olarak düşünülmeli. Türkiye bu işbirliğinin kıyısında köşesinde yer aldığında uzlaşma kaçınılmaz görünüyor. Küresel ve jeopolitik birliktelikler bunu dayatıyor. Türkiye, Ortadoğu jeopolitik denklemin içinde nasıl yer aldıysa doğu Akdeniz’de de yerini alacak gibi. Türkiye’nin, Öcalan ile yürüttüğü ‘barış süreci’ de bu anlamda Ortadoğu denkleminde elini güçlendirdiği söylenebilir.

İsrail, ABD’nin desteğiyle Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Sudan ile İsrail, ‘İbrahim anlaşmalarını’ imzalamıştı. Sırada Suudi Arabistan Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır ve Ürdün bulunuyor. İran ile yapılan anlaşma sonrası büyük bir ihtimalle bu ülkelerle de imzalayacak. ABD, İran’ın askeri gücünü bahane ederek ‘İbrahim anlaşmalarına’ meşruluk sağlayacaktır. Türkiye’nin imzalaması Netanyahu’nun Filistin, Gazze ve Lübnan politikalarından kaynaklanıyor. Nethanyahu sonrası ise imzalama ihtimali yüksek. İsrail’in, Gazze ve Lübnan’da yaptıkları bu anlaşmanın daha ileri tarihe bırakılmasına neden olduğu aşikâr. ABD’nin İran savaşıyla elde ettiği bir diğer avantaj NATO üzerindeki etkinliğinin artması oldu. Hürmüz’ün açılması yönünde ABD’nin yardım çağrısına NATO uzak durmuştu. ABD tek başına, İran’ı masaya çekerek Hürmüz’ü deniz ticaretini aşması bir avantaj. Dolaysıyla ABD, Temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek olan NATO toplantısına eli güçlü bir şekilde katılacaktır. NATO’nun dağılacağı yönde beklentilerin hiçbir dayanağı yok. Ama NATO içinde ABD, İngiltere ve Fransa rekabetiyse bir gerçek. Almanya, silahlanma yarışına katıldığı sürece gelecekte NATO içinde rekabet edecek bir güç olma potansiyeli taşıyor.

‘ANLAŞMA’ UZUN ÖMÜRLÜ OLMASI KUŞKULU

Küresel ve bölgesel jeopolitik yeni konumlanmalar büyük ölçüde ABD merkezli şekilleneceği gözükmekte. Ancak bütün bu süreç çok kutuplu dünyada ‘yeni dünya düzenini’ sorunsuz inşa edileceğini beklemek iyimser bir yorum olur. Suriye’de Esad’ın devrilmesiyle Ortadoğu’da Rusya’nın etkisi azalmıştı, İran savaşıyla da Çin’in Ortadoğu ve Körfezde etkisi azaldı. Küresel ve bölgesel güçlerden Ortadoğu üzerinde yeni jeopolitik denklemlerin oluşmasında yeni hamleler beklenmeli. İran savaşıyla birlikte Körfez ülkeleri ABD tarafından uzun füzelerle donatılacaktır. İran'a karşı Körfez ülkeleri bundan sonra İran tehdidine karşı caydırıcılık gücü katbekat artacaktır. Yine de belirsizlik küresel ve bölgesel düzeyde belli bir süre daha sürecektir. Sonuç olarak ABD- İran ‘anlaşması’ uzun ömürlü olması kuşkuludur. ABD, Körfez ve Ortadoğu’daki jeopolitik stratejilerini kalıcı hale getirmek üzere İran’ı gözetim altında tutacaktır. ‘Ateşkes anlaşmasının’ ABD açısından politik kazanım bu oldu.

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. ‘MEKKE İTTİFAKI’ SAVAŞI ‘ÇERÇEVE YASA’ BARIŞI GETİRİR
  2. ON YIL ARANIN ARDINDAN İSTANBUL BARO’SUNDAN YÜKSELEN AŞİNA OLDUĞUMUZ PARAZİT SES: ÜMİT KOCASAKAL
  3. BİZİM DE Z KUŞAĞI VE PİKACHU KUŞAĞIMIZ VAR HEM DE BURNUNUZUN DİBİNDE BEYLER!
  4. HEY HAT!
  5. MÜESSES NİZAM: OTERİLERTERLİKTEN DİKTATÖRLÜĞÜ GEÇİŞ NİYETİNDE