Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Mehmet AKAY Köşe Yazısı Mehmet AKAY

ÖCALAN’I YALNIZLAŞTIRARAK ‘CUMHUR İTTİFAKINI’ YENİDEN İNŞA ETME SEVDASINDAN VAZGEÇİN

Öcalan’ın ‘barış çağrısına’ yanıt vereli on sekiz ayı buldu. Kürt tarafından büyük adımlar atıldı. Masanın diğer tarafında bulunan ‘Cumhur İttifakı’ henüz elle tutulur bir adım atmadı. Türkiye, ‘barış sürecine’ gelmesi öyle kolay olmadı. 90’lı yıllardan beri PKK’ye karşı yürütülen savaş politik açmazlara neden olmuştu. 2002 yıllarına kadar savaş iki cephede yürütülüyordu. Bir tarafta PKK diğer tarafta muhafazakâr kesim.

2002 önceci savaşın en yoğun dönemi yaşanıyordu ve Ankara kısa süreli ve bol koalisyonlu iktidarlarla sarsılıyordu. Egemen sınıf paramparça olmuştu. Politik yapısal kriz iktisadi krizle doruğa ulaşmıştı. Erdoğan ve AKP ortaya çıktı. ‘Avrupa Birliği, Kopenhag Kriterleri, yeni anayasa ve ‘barış’ konuları politik atmosferin ana konusu olurken, ‘laiklik’ tartışmaları iktidarı yitiren statükonun öne çıkardığı konuydu. ‘Cumhuriyet Mitingleri’, 27 Nisan 2007 e-muhtırası, Türkiye'de dönemin Genelkurmay Başkanlığı tarafından, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde laiklik eksenli tartışmalar gerekçe gösterilerek yapılmıştı.

ERDOĞAN VE ‘GÜLEN CEMAATİ’

Erdoğan; AKP ve ‘Gülen Cemaati’ o güne kadar ittifak içindeydi. E-muhtıra sonrası 2007 yılında askeri bürokrasinin bir bölümü ‘Ergenekon, balyoz’ gibi darbelerle tutuklu yargılanma süreçleri başladı. 2007, 2013 yılları AKP öncülüğünde  ‘demokratik’ söylemler öne çıkarılırken, ‘barış’ için ilk masa kuruldu. 2010 yılında başlayan Arap Bahar’ını Erdoğan iktidarı önce olumlu karşıladı. Bunun yansımasını 2015 yılında gerçekleşene ‘Dolmabahçe Mutabakatı’ oldu.

2016 yılında ‘Gülen Cemaati’ merkezli FETO darbesini yaşadık. FETO darbesi yalnız AKP içi bir çatışmanın sonucu yaşanmadı, küresel ilişkilerin de işin içinde olduğu askeri bir kalkışmaydı. Aynı dönemde Arap Baharı, İhvan hareketi Arap coğrafyasında kazanımlarla ya iktidara geldiler, ya da örgütlü olduğu ülkelerde belirleyici oldular. Cezayir, Mısır, Filistin, Ürdün gibi ülkelerde etkinlik alanlarını geliştirdiler. Mısır’da Müslüman kardeşler 2013 yılında askeri darbeyle devrildi.

Arap Baharı geri çekildikçe müdahaleler ve iç savaşlar ardı ardına geldi. O günlerde Türkiye’de 17-25 Aralık süreci yaşanıyordu. Erdoğan; AKP ve ‘Gülen Cemaati’ o güne kadar ittifak içindeydi. Temmuz 2016 yılında FETO darbesi ile bu ittifak bozuldu. ‘Gülen Cemaati’ ile Erdoğan arasındaki çatışma bazılarınca ‘iktidar mücadelesinin’ sonucu yorumlandı. Bu yorum eksikti. Çünkü Arap Bahar’ın geldiği durum; Ortadoğu jeopolitiği, Erdoğan ve İhvan hareketi arasındaki bağ gözden kaçırılıyordu. Ahmet Davutoğlu 2014 yılında İŞİD için ‘öfkeden bir araya gelmiş öfkeli Sünni gençler topluluğu’ diyebiliyordu.

GLADYO DARBESİNİN SONUÇLARI

Zamanla FETO darbesi NATO içi bir Galdyo operasyonu olduğu ortaya çıktı. Darbe bastırılmasının ardından ‘Dolmabahçe Masası’ devrildi ve yoğun bir çatışma ortamı başladı. Erdoğan, 2007 e-muhtıracıları ve 2014 yılında serbest kalan ‘Ergenekon’ sanıklarının desteğiyle darbe bastırıldı. ‘Ergenekon ve Balyoz’ yanlısı muvazzaf asker ve bürokrasinin desteğiyle Erdoğan İktidarını korumuş oldu. ‘Kızıl Elma İttifakının’ ballandırıldığı dönemlerdi.

Bundan sonra Erdoğan ve AKP, farklı politik eğilimli kliklerle kurduğu ittifaklarla iktidar yürüyüşünü sürdürdü. Perinçek gibi ulusalcı ve milliyetçiler, AKP’ye destekleri tastamam bu dönemde başlar. MHP ve Devlet Bahçeli’nin içinde yer aldığı ‘Cumhur İttifakı’ da böylelikle başladı. Nisan 2017 referandumuyla da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi getirildi. Bu iktidar koalisyonu önemli politik kavşaklardan edindikleri pratik deneyimler üzerinden yeni bir iktidar bloku oluşturuldu. Dün ve bugün gelişen politik olayları toplumsal bağlamından çıkarıp politik mühendislikle açıklayan analizler ne yazık ki hem tutarsız, hem de eksik kalıyor.

‘SARAY İTTİFAKININ’ ZORUNLU ‘BARIŞ’ AÇILIMI

Bugünlerde üzerinde konuştuğumuz yeni ‘barış süreci’ politik mühendislik sonucu değil tastamam Ortadoğu ve Körfez konjonktürünün dayatması ve ‘Cumhur İttifakının’ politik açmazlarından dolayı gündeme geldi. Devlet Bahçeli’nin süreçteki rolü, Doğu Perinçek’in tutumu ancak böyle açıklanabilir. Bu iki politik eğilim dün Öcalan karşıtı ve savaş yanlılarıydılar. Bugünse ‘barış sürecini’ destekliyorlar. Bu bize Erdoğan, AKP, MHP ve diğerlerinin oluşturdukları ‘Cumhur İttifakının’ sorunsuz bir birlik oluşturdukları izlenimi vermemeli. Küresel ve Ortadoğu jeopolitik konjonktürün ve iç dinamiklerin dayatmasıyla oluşan bu ittifak dış politikada uyumsuzluk içindedir. Devlet Bahçeli ve Doğu Perinçek, Rus-Çin ittifakını önemserken Erdoğan Amerikancı eğilimin içindedir. Erdoğan’a zaman zaman getirilen eleştiriler, Rusya’dan alınan S-400 uzun menzilli hava ve füze savunma sistemi alınmasında bu süreçlere tanık olduk. Türkiye’nin Suriye politikası da bu eksen de gelişmişti. Bölgede ABD ile karşı karşıya gelmeler de buna dâhil.

‘Cumhur İttifakı’ denilen koalisyon birilerinin masada oturarak sağını solunu çizdiği mühendislik planı değildir. İç ve dış dinamiklerin dayatması sonucu geliştirilmiş güncel vaziyet alma ittifaklardır. Küresel, bölgesel konjonktürel jeopolitik gelimeler ve iç dinamiklerin basıncıyla kurulan ittifak her an dağılabilir. Yeni ‘barış süreci’ bu anlamda pamuk ipliğine bağlı. Yukarıda belirttiğim gibi uzun politik kutuplaşmanın sonucunda zorunlu oluşan ittifak bir şeyin çok iyi fakına vardı. Kürt sorununu bir ölçüde çözüme dönük adım atmak ve zaman kazanmak. Öcalan bu anlamda muhatap alınmıştır. Başka çareleri kalmadığından. Politik açmazlık bunu dayattı.

MASADA GÜÇLENEN AZ TAVİZ VERİR

‘Saray İttifakı’ iktidarda kalmak, ‘barış sürecini’ başlatmaktan geçtiğini iyi kavramış. Ama bunu, Öcalan’ı yalnız bırakarak yapmak istiyor. Masada güçlenen az taviz verir misali Öcalan’ın talepleri bahanelerle öteleniyor. Devlet Bahçeli, ilk günden söylediklerinden daha geri söylemlerle sürece müdahale etmesi sanırım bu oylama taktiğinin bir sonucu. Öcal, hala tutuklu, ‘Umut Hakkı’ askıda duruyor. Statüsü de hükümlülüğü sürecek şekilde tartışılmaya başlandı. Ortadoğu, Körfez ve İran’dan beklenen ‘tehlikeler’ belirmeyince Devlet Bahçeli, elinin güçlendiği sanıyor. Oysa Öcalan, düşündükleri kadar saf olmadığı açık. Kül yutacağını sanmam. Öcalan’ın hukuk ve yasalar konusunda, başta ‘statü’ ve CHP’nin sürece dâhil olmasında ısrarı tastamam bu kaygılardan dolayıdır.

CHP’NİN ZAYIFLAMASI KİMİN İŞİNE YARAR

‘Cumhur İttifakı’ yalnız ‘barış süreci’ konusunda sıkışmış değil, aynı zamanda Erdoğan sonrası ne olacağı konusunda da belirsizlik içinde. Belirsizlik içinde başıbozuk kararlar alabiliyorlar. Bu da onların nedenli panik içinde olduğunu gösterir. ‘Mutlak Butlan’ kararı geleceği öngörememenin bir sonucu. Öcalan karşısında güçlü konumda olmak için CHP bir biçimde zayıflatılması ya da ehlileşmesi gerekiyordu. Kıliçdaroğlu, buna izin verecek mi göreceğiz. Bir şey demek için henüz erken.

.CHP’nin toplumsal desteği gün geçtikçe artması ‘Cumhur İttifakını’ yeterince tedirgin etmiş durumda. ‘Barış sürecinde’ mesafe alındıkça CHP daha çok sorumluluk alacağı tartışılmaz bir gerçek. ‘Barış yasaları’ için meclis aritmetiği düşünüldüğünde de CHP’nin önemi artıyor. Umarım CHP’nin iki kanadı süreci daha geniş çerçevede idrak ederler. Son olağan üstü gelişmeler bize, zayıflamış CHP'nin, ‘Cumhur İttifakına’ yaradığını düşündürtüyor. Velhasıl CHP, saha dışına itildikçe Öcalan'ın yalnızlaşması sürecektir. Böylelikle ‘barış süreci’ sınırlı açılımlarla ilerlerken ‘Cumhur İttifakı’ yeniden inşa edilmiş olacaktır. Sınırlı bir barış, sınırlı bir demokrasiyle karşı karşıya kalınacaktır. Bu süreç 'barış ve demokrasi' lehine dönüşebilir. Bunun yolu CHP’nin bir bütün olarak 'barış sürecine' sahada ve mecliste destek vermekle, ileriye doğru taşımakla mümkün. Tabii ki bütün bunlar için, CHP'nin öncelikle 'barış sürecinin' yanında olduğunu daha net ortaya koymalıdır.

 

 

 

 

 

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. ‘MEKKE İTTİFAKI’ SAVAŞI ‘ÇERÇEVE YASA’ BARIŞI GETİRİR
  2. ON YIL ARANIN ARDINDAN İSTANBUL BARO’SUNDAN YÜKSELEN AŞİNA OLDUĞUMUZ PARAZİT SES: ÜMİT KOCASAKAL
  3. BİZİM DE Z KUŞAĞI VE PİKACHU KUŞAĞIMIZ VAR HEM DE BURNUNUZUN DİBİNDE BEYLER!
  4. HEY HAT!
  5. MÜESSES NİZAM: OTERİLERTERLİKTEN DİKTATÖRLÜĞÜ GEÇİŞ NİYETİNDE