Köşe Yazısı
Mehmet AKAY
CHP NEDEN ÖNEMLİ BİR PARTİ
Bugünkü politik atmosfer göz önüne alındığında biraz sonra söyleyeceklerim biraz provokatif kaçabilir. Şimdi gerekçesine kısaca değinerek asıl meseleye geçmek istiyorum. Öteden beri benim gönlümde CHP’nin şimdiye değin vâkıfa dönüşmesi gerekirdi. Partinin ideolojik referanslarına bakılırsa tarihsel misyonunu çoktan tamamlamış bir parti.
CHP’nin bugün politik hayatımızda oluşunun ana nedeni Türkiye’de gerçek anlamda kitlesel sosyal demokrat bir partinin inşa edilememesi yatar.
STATÜKO YILLARI
Bugünün Türkiye konjonktürde CHP, toplumsal muhalefet açısından önemli bir partidir. Bu tespiti teorik gerekçelerle değil pratik sürecin CHP’ye yüklediği misyona bağlıyorum.
Teorik olarak CHP, tarihsel açıdan resmi ideolojinin katıksız taşıyıcısı, dolaysıyla yerleşik bir statükonun garantörü gibidir. Son 30 yılda muhafazakâr kesimin politik ilerleyişinin önünde aldığı sert tutum, 29 Şubat 1997 post modern darbesi, Cumhuriyet Mitingleri, 12 Eylül 2010 Anayasa Değişikliği Referandumu, Öcalan ile 2013’de ‘1. Barış’ Süreci anımsanınca CHP’nin demokrasi hanesi kırık not alır.
Bu politik referanslar CHP’nin milliyetçi ve laik kesim ile sınırlı bir parti görünümü elde etmesini sağlamıştı. Örgütsel yapısı ve toplumsal tabanı; sahil yerleşim bölgeleri ve kent orta sınıfına dayanıyordu. Laiklik, bireysel özgürlükler, hukukun üstünlüğü, çoğulculuk, çağdaş yaşam ve cumhuriyetin kurucu değerleri söylemeleri belli ölçüde toplumsal karşılık bulmuştu. Ancak sınırlı ideolojik referanslar ana muhalefet partisi olmasını sağlamıyordu.
TEORİDE KÖK PARTİ PRATİKTE DEMOKRATİK MEŞRULUK
AKP, iktidarının uzun süreli neoliberal politikaları, 2017 referandumuyla kabul edilen ve 2018'de yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi ile ‘devlet’ partisi olarak iktidarını perçinlemesi sonucunda oluşan toplumsal öfke, CHP’yi ana muhalefet partisi haline gelmesini sağladı
Burada Kılıçdaroğlu’nun sağ seçmene yönelik seçim ittifakları ve ‘helalleş’ politikalarını da anımsamak gerekir. CHP’nin, merkeze yönelik politik hamleleri AKP’ye karşı kalıcı bir ana muhalefet partisi olmasını sağladı. CHP, neoliberal politikalara öfke duyan seküler, laik kesimin, sınıfsal konumları sarsılan kent orta sınıfının, işçilerin ve yoksul köylülerin desteğini bir ölçüde aldı.
CHP’yi önemli yapan tastamam bu toplumsal destektir. İstanbul Beldeye Başkanlığının kazanılması, 2024 Yerel Seçim başarısı birinci parti olması CHP’yi birinci parti durumuna yükselti. Toplumun teveccühünü kazanmış olduğu için yargının ‘mutlak butlan’ kararı toplumsal infial yaratmıştır. İdeolojik açıdan kök parti olmasına karşılık artık pratikte demokratik mücadele meşruluğunu kazanmayı başarmış bir CHP var. İktidarın ne zaman toplumsal ve politik maliyeti ağırlaşırsa CHP o zaman büyüyor. 1. ve 2. MC Hükümetleri ve son 10 yıl bu tezi güçlendiren olgular.
DEMOKRATİK MÜCADE VE 2. BARIŞ SÜRECİ
Bugün iktidara alternatif bir parti olan CHP bir krizle karşı karşıya kaldı. CHP içinde iyice gün yüzüne çıkan iki kanat karşı karşıya gelmiş durumda. Yaşanan bu krizden çıkış yeni bir kurultay gibi görünüyor. Yeni bir kurultay ile aşılacağı herkesin mutabakata vardığı bir konu.
Kurultay başarısız sonuçlanırsa bölünme kaçınılmaz görünür. Eğer böyle olumsuz bir sonuç ortaya çıkarsa, başka bir şeyi tartışırız. İktidarı denetleyecek, onu baskılayacak ana muhalefet ortadan kalkmış olacaktır. Sanırım bu durum herkesi rahatsız edecektir. CHP, iç sorununu bir şekilde aşmalı ve demokratik muhalefeti inşa etmeyi sürdürmelidir. Bugün için demokrasi mücadelesinin bayrağı CHP’nin elindedir. Öcalan ile yürütülen barış sürecinin ilerlemesi, meclisi bekleyen yasaların çıkarılması ve yeni anayasa konusunda CHP’nin tartışılmaz katkısı ihtiyaçtan öte zorunluluk haline geldi.
CHP, ‘mutlak butlan’ hengâmesini üzerinden attıktan sonra 2013 1. Barış Sürecindeki tutumuna dönmemelidir. Öcalan ile yürütülen ‘barış sürecine’ karşı ‘kurucu değerlerde’ ısrar ederse ana muhalefet özelliğini yitirir. Demokrasi açısından böyle bir olasılık bölünmekten çok daha beterdir. CHP, ‘barış sürecine’ sahiplenirken evrensel demokratik değerleri sonuna kadar savunmalı. Böyle bir CHP, teorik olarak her ne kadar statükoyu temsil etse de pratik olarak demokratik, sivil hayatın genişlemesine büyük katkı sunacak ve iktidar alternatifi bir eksen inşa edecektir.
‘Barış sürecini’ sahiplenmek AKP ile iş tutmak anlamına gelmez. AKP ile ‘sistem’ dâhil her konuda kıyasıya mücadele ‘barış sürecine’ karşı veya uzak kalmayı gerektirmez. ‘Barış’ karşıtı demokratikleşmeyi savunmak nasıl olanaksızsa demokrasisiz ‘barışı’ savunmakta o denli olanaksızdır. CHP’nin kurultay sonrası veya kurultay süreci içinde önüne koyacağı temel sorunu bu.