Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Mehmet AKAY Köşe Yazısı Mehmet AKAY

YARGI GARABETİNİ YİNE YARGI ÇÖZEBİLİR

Yargının garabet kayyım kararından sonra CHP’de sular durmuyor, durmayacakta. Kemal Kılıçdaroğlu, FETO’cu, ‘saray ittifakçısı’, ‘MİT’çi’, ‘hain’ gibi pek çok suçlamayla karşı karşıya kaldı. Bu suçlamalar, karalamalar bizzat Özgür Özel tarafından miting alanlarında yapıldı. Bir dönem ‘Gandi’ olarak gösterilen Kemal Kılıçdaroğlu, bugün ‘hain’ ilan edildi. Hiç kimse ‘mutlak butlan’ kararını onaylamıyor. Yargıtay’a taşınan süreç Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği ‘mutlak butlan’ kararını bozabilir. Bozarsa CHP’de işler düzelebilir mi, bu saatten sonra biraz zor görünüyor. CHP’de bekleyen büyük meseleler var…

İKİ TARFTA HAKSILIĞA UĞRADIĞINI DÜŞÜNÜYOR

Özgür Özel ve ekibi bir haksızlıkla karşılaştığı doğrudur, ancak bunu parti içinde çözmek mümkünken kılıçların kınından çekilmesi CHP’nin iç sorunlarını iyice ortaya çıkarmış durumda. Kemal Kılıçdaroğlu, bu sorunun oluşmasında yargı sorumlu tutuyor. Krizin aşılmasında partinin bölünmemesi için birlikte davranmayı öneriyor. Yeni bir kurultay krizin aşılmasında iki kanadında ortak görüşü. Ancak kurultay zamanı konusunda anlaşmazlık farklı gerekçelerle belirlenemiyor.

Özgür Özel gibi Kemal Kılıçdaroğlu’da haksızlığa uğradığını düşünüyor. Açılan davalar, tanıklar ve itiraflar bu haksızlığı pekiştirmiş olacak ki, CHP’nin imajını düzeltmek için yargının tedbir kararını kabul ettiğini söylüyor.

PARTİ İÇİ KAVGA CHP’DE BÖLÜNME GETİRECEK Mİ

 Kemal Kılıçdaoğlu’nun CHP başkanlığını kabul etmesi geleneksel ‘devlet tavrı’ olarak yorumlandı.’ Bu yorum CHP tarihine bakınca haklı gerekçeleri olan bir bakış. Ancak yetersiz, çünkü Kemal Kılıçdaroğlu, parti başkanlığı döneminde partinin resmi politik çizgiyi zorlayan bir liderdi. Üstelik savaş politikalarının hâkim olduğu dönemde cesur adımlar attığına tanık olmuştuk. Oysa Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel kanadı, parti içinde popülist, seküler ve milliyetçi sağ çizgi içinde partiyi tutmaya çalışmışlardı. Bu kanadın pek çok üyesi yolsuzluk soruşturmasına tabi tutulduğu için politik mücadelesi de adliye koridorlarına sıkışmıştı.

Anlaşılan o ki, Kemal Kılıçdaroğlu, yolsuzluğa ve rüşvete adı karışanları partiden temizlemeden kongreye gitmeyecektir. Böyle bir temizlik hareketi, Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’in CHP yönetiminden tasfiyesi anlamına gelecektir. Özgür Özel, çarpışarak liderliğe yeniden gelir mi, yoksa yollarını ayrılır mı, buna önümüzdeki günlerde birlikte tanık olacağız. Büyük ihtimalle ayrılmaları zor. Nedeni de kurumsallaşmış politik perspektifleri henüz oluşmadı. Zaten bunu Özgür Özel liderliği döneminde görmüştük. Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel ekibi popülist, milliyetçi bir kanttı CHP’de. Yalnız Erdoğan karşıtlığıyla, yargı mağduriyetiyle sınırlı bir politikanın başarı şansı olduğunu düşünmüyorum. Bu kanat partiden ayrılsa da başarı şansı çok az. Çünkü Türkiye’nin iktidar mücadelesini aşan daha büyük sorunlarla karşı karşıya. Buna da bu ekibin yanıtı ne yazık ki yok.

KÜRT SORUNU VE BARIŞ SÜRECİNİN CHP ÜZERİNDE BASKISI

CHP, ana muhalefet partisi. İktidara aday olan bir parti 18 aydır oluşturulmuş ‘barış sürecine’ katkısı çok sınırlı. Devlet Bahçeli, gurup toplantısında Öcalan’ı DEM meclis gurubuna konuşması için çağırdığında ilk karşı çıkan Özgür Özel idi. Daha sonraki süreçlerde CHP, toplumsal baskıdan dolayı meclis komisyonuna üye vermek zorunda kalmıştı. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu, yeni ‘barış sürecini’ göğüsleyecek bir potansiyel sahip olduklarını söylemek oldukça güç.

Kürt sorunu; dil, kültür, eğitim, idari ve politik temsili içeren çok boyutlu sorun. Yalnız Türkiye ile de sınırlı değil, bölgesel coğrafyayı da kapsayan, politik etkisi olan bir durum. Ortadoğu ve Körfezde olup bitenlere bakınca yüzyıllık ‘statülerin’ değiştiğini gözlemliyoruz. Irak, Suriye bu değişimi kanlı bir şekilde yaşadı, İran bu değişimin göbeğinde. Türkiye bu değişimin dışında kalamazdı. Yüzyıllık ‘statükolar’ yerle bir olurken Türkiye olduğu yerde patinaj yapamaz. Devletin, Öcalan ile masaya oturmasının asıl nedeni de bu. Türkiye, yeni yüzyılda yeni bir ‘statü’ ve ‘paradigmayla’ yoluna devam etmek zorunda. Konjonktür bunu dayatmış durumda. CHP, ana muhalefet partisi olarak bu baskıyı sürekli üzerinde hissediyordu.

Ancak Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel bunun farkında değil. Veya bilinçli bir şekilde eski ‘statü’ ve ‘paradigmanın’ yanında yer alıyorlar. Eğer böyleyse ‘yenilikçi’ falan değiller. Kemal Kılıçdaroğlu ve Ekrem İmamoğlu kanadının arasındaki farkı kişilerin özelliğine, hırsına indirgeyen apolitik çözümlere pek kulak asmam ve asmadım. Alta yatan temel dinamiklere bakmayı tercih ederim. Böyle bakınca Kılıçdaroğlu’nun, Türkiye’nin acil sorunlarına daha soldan, çözümden yana baktığını, okuduğunu görebiliyorum.

CHP, YALNIZ KENDİ İÇİNDE DEĞİL KÜRT SORNUNDA DA YOL AYIRIMINDA

Kürt sorununu görmezden gelerek demokratikleşmeyi talep etmek havada su dövmek anlamına gelir. Demokratikleşemiyoruz, çünkü Kürt sorunu var.  Yeni demokratik ve özgürlükçü anayasa yapamıyoruz, çünkü Kürt halkını görmezden geliyoruz. Yahu bir basın yasası tartışılıyor mecliste, halen ‘Atatürk ilke ve inkılapları’ yasa ölçütü olarak alınmaya çalışılıyor. Yakında anayasa tartışmasını gündeme aldığımızda ilk dört madde tartışılamaz mı diyeceğiz. Böyle bir zihniyetle demokrasi gelmez bu memlekete. CHP, yüzyıldır eski ‘statü ve paradigmanın’ koruyucu partisi. ‘Devlet partisi’ olarak nitelenmesi de bundan. Her fırsatta Kemalizm’e, Atatürkçülüğe sırtını dayamak politik hayatta ayrımcılığı körüklüyor. Dün ‘dindar’ kesime karşı bu politika izlenirken, bugün Kürt sorunu karşısında aynı tutum alınıyor.

CHP’nin politik olarak sıkıştığı her durumda ‘kurucu değerlere’ sığınması Türkiye gerçekliğinden uzaklaşmasına neden oluyor. Dolaysıyla da Türkiye demokrasisinin önünde engel bir görünüm sunuyor. Bugün de aynı geri söylemler parti içi mücadelede kullanılıyor. Bu zihinsel yapı kâğıt üzerinde değişmez, mücadele içinde değişir. ‘Barış masası’ bundan CHP için önemli. Bu masada yalnız barış konuşulmuyor, demokratikleşme, yüzyıllık tıkanan ‘paradigmaya’ karşılık yeni bir ‘paradigmanın’ inşası için yollar aranıyor. Barış konusu silah bırakma meselesi gibi basit bir kriminal olaya indirgemek yaşanan sorunları algılamamak anlamına gelir.

Umarım bu yenilikçi kanat Kemal Kılıçdaroğlu’nun önderliğini kabul eder ve birlikte yürürler. Ayrılırlarsa politik hayatları Kürt sorununa uzak İYİ Parti veya Zafer Partisi gibi ırkçı faşist bir eğilimi taşıyan bir parti olurlar. Böyle bir yapının ne barışa, ne demokratik hayata, ne’de özgürlüklere bir katkısı olur.

 

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. ‘MEKKE İTTİFAKI’ SAVAŞI ‘ÇERÇEVE YASA’ BARIŞI GETİRİR
  2. ON YIL ARANIN ARDINDAN İSTANBUL BARO’SUNDAN YÜKSELEN AŞİNA OLDUĞUMUZ PARAZİT SES: ÜMİT KOCASAKAL
  3. BİZİM DE Z KUŞAĞI VE PİKACHU KUŞAĞIMIZ VAR HEM DE BURNUNUZUN DİBİNDE BEYLER!
  4. HEY HAT!
  5. MÜESSES NİZAM: OTERİLERTERLİKTEN DİKTATÖRLÜĞÜ GEÇİŞ NİYETİNDE