Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Mehmet AKAY Köşe Yazısı Mehmet AKAY

HER ŞERDE BİR HAYIR VARDIR

Evet, demokrasimiz yara aldı. CHP merkez binasının kapısını kırarak ‘mutlak butlan’ tebligatının Özgür Özel’e iletilmesi ve binadan çıkarılması kabul edilemez bir görüntüydü. Medyada pek çok havada uçuşan komplocu teoriler süreci açıklamaya çalıştı. Türkiye’nin yakın tarihi ve toplumsal dinamikleriyle temellendirilmeyen bir dizi uyduruk analizler.

‘Mutlak butlan’ kararını direk Erdoğan ile ilişkilendireni mi, Trump’ın Erdoğan’ı arayarak ‘memnuniyet’ dileklerini ileterek kararın alınmasını sağlandığını mı, CHP’yi bitirmek ve İmamoğlu’nu destekleyen Özgür Özel’i tasfiye etmek için mi, diyen ele avuca sığmaz yorumlar havada uçuştu.

Sanırım daha bir süre daha bunları duyacağız.

Öncelikle, yargının ‘mutlak butlan’ kararı bir garabettir ve bedeli yalnız demokrasi açısından değil bugünlerde dört elle sarıldığımız ‘barış sürecine’ de büyük bir darbe vurmuştur. Bu karar çok tartışılacaktır. Önümüzdeki dönemlerde çerçevesi yeniden değerlendirilecektir.

Şunu çok açık dillendirebilirim; ‘barış süreci’ için harekete geçen Erdoğan, AKP ve MHP, ‘mutlak butlan’ kararını alınmasında düğmeye bastıklarını söylemek bana politik açıdan doyurucu gelmiyor. Çünkü böyle bir uygulama ne Öcalan’a, ne Kürtlere, ne’de Kandil’de ‘barışı’ bekleyen binlerce Kürt gencine güven vermez. Barış için adım atılsa dahi süreci geri çevirecek marazilerin yaratılabileceği endişesi yaratacaktır. Dolaysıyla ‘mutlak butlan’ kararı yarığının içtihat probleminden kaynaklandığını düşünüyorum.

Olan oldu. Asıl meseleye gelelim.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun yargının müdahalesini doğru okuduğunu, kararın politik açıdan daha vahim sonuçlara yol açacağını fark etmiş olacak ki, devlet bürokratlarına izin vermeden tebliğ edilen CHP başkanlığını kabul etmiştir. Kemal Kılıçdaroğlu, bu sorumluluğu iki açıdan üstelenmiştir. Birincisi iktidarın menfaatini engellemek, ikincisi de sıkı bir partili olmaktan kaynaklanır. Kemal Kılıçdaroğlu, bence son yirmi yılın en temiz politikacısıdır. Partisini yolsuzluk şaibelerine karşı gösterdiği duyarlılık önemlidir ve görevi üstelenmesinde duyduğu sorumluluk bilincinin payı büyüktür. On yılı aşkın parti liderliği böyle bir sorumluluk bilincinden kaçamaz.

Bütün bunların yanında Kemal Kılıçdaroğlu’nun güçlü liderliğini anımsamakta yarar var. CHP ve Ankara politikasına getirdiği açılımlar bugün nedenli önemli olduğu daha iyi anlaşılıyor. ‘Adalet Yürüyüşü’, iktidarın ekonomi politikalarına getirdiği radikal eleştiriler ve eylemler, ‘Helalleşme’ gibi nitelikli politik açılımlar anımsanmalı. CHP’yi, Sivas’ın ötesine taşımış bir lider oldu. İstanbul Belediyesi yine onun kontrolünde Ekrem İmamoğlu kazandı. Canan Kaftancıoğlu, Gürsel Tekin ve ekibinin çalışmaları küçümsenmeyecek boyuttaydı. 

Erdoğan ve AKP gibi sosyal bir dönüşüm üzerine inşa edilen partiye karşı CHP’yi ana muhalefet partisi yapmak ve bunu korumak gerçekten de çok güçtü. Kemal Kılıçdaroğlu bunu başarmıştır. İktidarı alamamıştır ama CHP’yi iktidarın korktuğu bir parti yapmıştır. Seçimi kazanamamasını başarısızlıkla yorumlamanın ve yalnız buradan eleştirmenin haksızlık olarak görürüm. 2023 Cumhurbaşkanlık seçimindeki başarısızlık tastamam Meral Akşener’in kamuoyu karşında yaptığı savrulmaların sonucunda gerçekleşti. O günlerde milliyetçi ve savaş politikaları hâkimdi. Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı PKK ile ilişkisi olduğu kara propagandası fütursuzca yapılıyordu. Ona rağmen yüzde 48 oy almayı başarmıştı.

Kemal Kılıçdaoğlu’nun, CHP liderliğinin son 6 yılı adalet, ‘helalleşme’ ile geçmişti. Bugün iktidar daha önce Kemal Kılıçdaoğlu’nun ‘helalleşme’ politikalarının yanına gelmiştir. Hatta bu politikayı somut halde konuşur ve uygulamaya geçirmiştir. Bugün yürütülen ‘barış süreci’ Kemal Kılıçdaroğlu’na ihtiyacı var. Bu çok açık. Dürüst ve güvenilir kişiliği, Alevi kimliği ve Kürt sorununa duyarlığı açısından Kemal Kılıçdaoğlu ‘barış süreci’ için elzemdir. ‘Mutlak butlan’ kararı bundan gelmedi. Ne iktidarın isteği, ne’de kendi talep etmiştir. Yargının garabetinden böyle bir durumla karşılaştık. Her şerde bir hayır vardır, deyimi tastamam bu yaşadıklarımıza oturuyor.

Kemal Kılıçdaoğlu, Ekrem İmamoğlu’nu unutmayacaktır, hakkını savunacaktır. Demirtaş’ın, Kavala’nın ve diğer politik tutuklu gazeteci ve vekillerin hakkını savunacaktır. Erdoğan ve AKP’yi eskisi gibi yerden yere vuracaktır. Ama ‘barış süreci’ için elinden gelen desteği de sunacaktır. CHP’yi adliye koridorlarına mahkûm etmeyen politikalarla silahlandıracaktır. ‘Barış sürecinin’ yasallaşması, toplumsallaşmasına katkı sağlamaya çalışacaktır. Bundan hiç kuşkum yok.

Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel, partide kalır mı giderler mi onu bilemem. Ben olsam İmamoğlu ve özgür Özel’in ayrı parti kurmalarını kendilerine tavsiye ederdim. Yolları ve ikballeri açık olmasını dilerdim. Kalırlarsa sorun olurlar ve halkta CHP’ye kuşkuyla bakar. Birbirleriyle bu denli cebelleşen bir partiye kimse güvenle bakmaz. Sözün kısası, yargının polis eşliğinde sorumsuzca davranmasının yarattığı ortamın önümüzdeki dönem telafi edileceğini, barış ve kardeşlik için güzel şeyleri yaşayacağımızı görebiliyorum. Kemal Kılıçdaroğlu, ana muhalefet partisi CHP’yi iktidara karşı yeniden inşa edecektir. Bunu iktidarın tüm uygulamalarını karşısına alarak değil ‘barış sürecini’ destekleyerek yapacaktır. Karamsar değilim, gelecekten umutluyum ve komple teorilerine de prim tanımıyorum. Yalnız ve yalnız Türkiye’nin canlı toplumsal dinamiklerine bakıyorum ve bakmaya da çalışacağım.

 

 

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. ‘MEKKE İTTİFAKI’ SAVAŞI ‘ÇERÇEVE YASA’ BARIŞI GETİRİR
  2. ON YIL ARANIN ARDINDAN İSTANBUL BARO’SUNDAN YÜKSELEN AŞİNA OLDUĞUMUZ PARAZİT SES: ÜMİT KOCASAKAL
  3. BİZİM DE Z KUŞAĞI VE PİKACHU KUŞAĞIMIZ VAR HEM DE BURNUNUZUN DİBİNDE BEYLER!
  4. HEY HAT!
  5. MÜESSES NİZAM: OTERİLERTERLİKTEN DİKTATÖRLÜĞÜ GEÇİŞ NİYETİNDE