Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Mehmet AKAY Köşe Yazısı Mehmet AKAY

BÜYÜK PATRONLAR ANLAŞTI MOLLALAR YALNIZ KALDI

Dünyada artık işler eskisi gibi dönmüyor. Çok şey değişti. 21 yüzyıl küresel sistem klasik dönemini 89 yılında SSCB’nin çöküşüyle kapattı. Lenin, Buharin, Kautsky, Hobson ve Neo Marksizm teorileri artık yetersiz. Bu teorilerin ana mantığı olan ‘hegemonya ve rekabet’ kavramları hâlen güncelliğini koruması söz konuyken bugünü açıklamada yeterli gözükmemekte. Son yüzyılda emperyalist bloklaşma ideolojik kutuplaşmayla son bulmuştu. İki kutuplu emperyalist kamplaşma Sovyetlerin kendi halkı tarafından yıkılmasıyla sonuçlanması yeni bir dönemi başlatmış oldu.

Bu yeni dönemin en temel dinamiği emperyal güçlerin klasik ideolojik temellerini yitirmesi oldu. İdeolojik söylemler işlevsizliğini yitirmesi yeni ideolojik argümanların öne çıkartı. Batı veya Doğu merkezciliği, Slavcılık, bizde Turancılık gibi yeni postmodern söylemler kutuplaşmanın yeni ideolojik söylenceleri olarak belirlemeye başladı. Bunun yanında teopolitik süslemeler kutuplaşmanın motifleri olarak belirdi. En son ABD’nin Venezüella müdahalesi hiçbir ideolojik temele dayanmayan gerekçelerle olduğunu anımsamak gerekir.  

Yeni dönemin bir diğer özelliği de, kaygan bir zemine oturması. Küreselleşme merkez ülkelerin periferisinde konumlanan ülkelerin sermaye birikimleri teknolojik transferleriyle oluşan bölgesel güçlerin öne çıkması olarak görülebilir. Teknolojik taklit (imitasyon) yoluyla yenilik(Innovation) yöntemi olarak tanımlanan (İmaovasyon) çevre ülkelerin ticari ve askeri güçlenmesini sağladı. Bu da emperyalist hiyerarşide yer alan ülkelerin kolay saf değiştirmesine veya çıkar çatışmasına yol açar oldu.

Böyle bir dünyada ABD’nin Çin ile görüşmesi de farklı olacaktı. Nitekim de öyle gerçekleşti.Trump, savaş ilan ettiği İran cephesinden Çin’e gitti. Rakip gördüğü en büyük ülkeye savaştayken gitmeyi tercih etti. ABD’nin savaş ortamında Çin ziyareti dezavantajlı olarak yorumlanabilir, oysa durum tastamam tersi olduğunu düşünüyorum. Ziyaret zamanlama olarak İran’a karşı ilan edilen ‘ateşkesin’ bitmesine birkaç gün kalımı gerçekleşti. ABD’nin Hürmüz ablukası bir yandan İran Mollalarını çaresiz bırakırken, diğer yandan ÇİN’i zor durumda bıraktı. Trump, bu avantajı elinde tutarak Çin ziyaretinde bulundu. Ayrıca dünyanın en büyük sanayi şirketleriyle; Tesla ve SpaceX'in CEO'su Elon Musk, Apple CEO'su Tim Cook, Boeing CEO'su Kelly Ortberg ve çip üreticisi Nvidia'nın CEO'su Jen-Hsun Huang isimlerin yer aldığı sermaye ordusuyla Pekin’e çıkartmasında bulundu.

9 yıl aradan sonra 2 günlük tarihi ziyarette Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Trump’ın karşında anlaşmaya hazır bir lider gibiydi. Çünkü Çin henüz askeri olarak ABD’ye kafa tutacak durumda değil. Dünya ticaretinde var olmaya çalışan Çin, en büyük ihracatçısı ABD. Karşılıklı sermaye yatırımları gibi pek çok konu birbirlerine rakipte olsalar bir muhtaçlık ilişkisi bugünde canlı durmakta. Dolaysıyla Çin’in İran desteğinin kalıcı olmasını beklemek saflık olurdu. 

Çok kutuplu bir emperyalist dönemde antagonist, uzlaşmaz çelişkiler savaşlar yol açar. Bu doğru ancak bu savaşlar bölgesel işbirliklerine zorlamak, pazar, enerji kaynakları ve yolların kontrolü üzerine gerçekleşir. İsrail’in, Gazze ve Lübnan, Rusya’nın Ukrayna üzerinde yayılmacı politikası klasik emperyalist kodların bir kalıntısı, yoksa bu tür emperyal yönelimler artık geride kaldı. Kimse kimseyi haritadan silmek için savaş ilan etmiyor.

ABD’nin, askeri açıdan süper güç olması dünyayı ‘tek kutuplu’ bir merkez inşa edeceğine kendisi bile inanmıyor. Yok, böyle bir şey. Çok kutuplu bir dünya ve dünya düzensizliği hâkim. Sanırım bu yüzyıl bu düzensizlikle geçecek. Dolaysıyla sık sık bölgesel çatışmalar gündeme gelecektir. Bölgesel olması küreselleşmenin merkez ülkelerin dışında gelişmekte olan ülkelerin dünya pazarında jeopolitik avantajları kullanarak yer almalarından kaynaklanır. Burada sermaye birikimi olarak yalnız endüstriyel ve tarımsal alan öne çıkmıyor. Silahlanma bütün ülkelerin öncelikli sermaye birikim alanları. Dolaysıyla silah endüstrisi silahlanmayı ve savaşı tetikleyen en önemli olgu. Bu kadar kolay savaşların çıkması da bu nedenle. ABD ile Çin rekabetini savaşa bağlamak şimdilik bir hayal. Çin egemen sınıfının 1.5 milyar nüfusu bir arada tutmak öyle kalay bir şey değil. Sürekli büyümek zorunda olan bir ülke, yıllık %10 gibi bir rakam, ABD ile savaşmaya hazır değil.

Dedik ya, dünya bambaşka yer oldu. 2. Dünya savaşı sonrası kurulan tüm uluslararası örgütlenmeler neredeyse işlevsizleşti. Dolaysıyla da küresel rekabet uluslararası hukuk zemini dışarıda bırakabiliyor. Bu koşullarda Trump, Çin’i İran konusunda ikna etmesi beklenen bir durumdu. Çin, İran ile ABD arasında bir tercih yapmak zorunda kalsa ABD’yi seçer. Ne kadar rekabet halinde olsalar da çıkarları bir. Dünyayı en az maliyetle paylaşmak. Rasyonel olan da bu.

İran yalnız kaldı, diyebiliriz. Bundan sonra İran Mollaları ya Trupm’ın dediği gibi teslimiyet anlaşması imzalar, ya da yeni bir saldırıyla karşılaşır. Ben İran Mollaların direnebileceğini sanmıyorum. Halkı kandırarak sürekli sokakta tutmak Mollalara savaşı kazandırmayacağı çok açık. ABD ve İsrail’in Ortadoğu, Körfez ülkeleri üzerinden bölgesel bir hegemonya inşa etmeyi sürdürecektir.

 

 

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. ‘MEKKE İTTİFAKI’ SAVAŞI ‘ÇERÇEVE YASA’ BARIŞI GETİRİR
  2. ON YIL ARANIN ARDINDAN İSTANBUL BARO’SUNDAN YÜKSELEN AŞİNA OLDUĞUMUZ PARAZİT SES: ÜMİT KOCASAKAL
  3. BİZİM DE Z KUŞAĞI VE PİKACHU KUŞAĞIMIZ VAR HEM DE BURNUNUZUN DİBİNDE BEYLER!
  4. HEY HAT!
  5. MÜESSES NİZAM: OTERİLERTERLİKTEN DİKTATÖRLÜĞÜ GEÇİŞ NİYETİNDE