Köşe Yazısı
Mehmet AKAY
TÜRKİYE’DE CHP, ORTADOĞU’DA İSRAİL OLMAZSA SORUN KALMAYACAK MIYDI
Söylemeye çalışacağım şey, hepimizi bağlayan iki farklı örneği karşılaştırarak bir sonuca ulaşmak olacak.
Bir tür metafizik analoji, diyelim buna.
Zihinsel dünyamız çoğunlukla bizi kuşatan olguların belirlediği ölçüde çözümlemeler, çıkışlar bulmaya çalışır. Bunun ötesine geçmek, başka ufuklara açılmak oldukça güçtür. Gerçeklik algımız çoğunlukla bir tür hapishane duvarları gibi zihnimizi sınırlar ve zihin bu sınırların içinde dolanır durur.
Bugün bunu kırmanın bir yolu olarak metafizik yönteme dayanmak istedim. Normatif zihin kodlarından uzaklaşarak ve gerçekliği olduğunca bükerek. Başka bir dünya, başka bir gerçeklik, başka ufuklar aramak ve denklemler tahayyül etmek üzere…
1948 yılında İsrail’in Ortadoğu’ya yerleşmesine olanak verilmeseydi bugün Filistin sorunu olmayacaktı. Ama Ortadoğu, Körfez ve İran bugün yaşadığı sorunu yaşamayacaktı, diyebilir miyiz? İran’ın yayılmacı bölge politikası olmayacak mıydı, tabii ki olacaktı.
Ortadoğu’da İsrail devleti olmasaydı, Suudiler, güçlenip İran’a düşmanlık beslemeyecek miydi veya tam tersi. Oysa uzun yıllardır birbirlerine diş biliyorlar. Irak-İran savaşı yine yaşanacaktı. Esad yine olacaktı ve Arap Baharı da. Kürtlerin özgürlük mücadeleleri yine yaşanacaktı. ABD veya merkez batı güçleri Hürmüz’ü İran’ın kontrolüne bırakmaya razı gelirler miydi, hayır! İran’ın Hürmüz’e yönelik iştahı olmayacak mıydı, olacaktı elbet, oldu da. Bugün İran, ABD ile bunun pazarlığını yapmıyor mu?
Kapitalist dünya sistemi var olukça emperyalist rekabet sürecektir. Enerji merkezi Ortadoğu ve Körfez üzerinde dün ve bugün ne yaşandıysa yaşanacaktı. Bizler İsrail’i değil Körfez monarşilerini, İran’ın ne denli baskıcı rejim olduğunu, yayılmacı politikalarını konuşacaktık. Emperyalizmin dünyayı nasıl paylaştığına yine tanıklık edecektik.
Velhasıl İsrail olmasaydı ne yaşıyorsak beş aşağı beş yukarı yine yaşıyor oldurduk.
Aynı şekilde CHP, bir karar alıp vâkıfa dönüşseydi Türkiye’de ne değişecekti. FETO darbesini yine yaşayacaktık. 17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonunda ortaya serilenler serilecekti yine. O defter hala açık durmuyor mu? KHK’ların hala itibari teslim edilmedi ve görevlerine dönemediler. Gezi olaylarında içeri alınanlar hala tutuklular. Demirtaş ve Kavala hala içeride. Bunların cezaevinde olmalarının nedeni CHP değil iktidarın politik pratiğidir.
CHP politik alanda olmazsa barış süreci bugün dolduğu gibi yine yavaş ilerleyecekti. Bugün süreç yavaş işliyorsa, demokratik adımlar atılmıyorsa, yasalar çıkmıyorsa bu CHP’den değil iktidar blokunun kendi açmazlarından kaynaklanıyor.
Günah çok, günahla yüzleşmemek için ‘ötekini’ yaratmaya gerek yok.
Oysa iktidar kendi politik ikbali için süreci kontrolü yürütmek istiyor ve rakip gördüğü bir ‘öteki’ var ve onun üzerinden politik alanı dizayn etmeye çalışılıyor.
Yani kendi iktidarını sürdürmenin taşlarını bugünden yola dizmeye çalışıyor. Günahlarını örtmek, yüzleşmemek, hesap vermemek veya en az hasarla yola devam etmek için ‘ötekinin’ üzerine gidiyor.
Sorun CHP’den değil iktidarın yürüttüğü ve hanesine eksi yazılan yanlış politikalardır. Emeklilerin, asgari ücretlilerin açlık sınırında yaşamaları, adaletin ve hukukun eksikliği CHP’nin varlığından kaynaklandığını kim iddia edebilir.
Son söz olarak bırakın ‘mutlak butlan’ kararını, CHP’nin içişlerine de karışmayın ve kendinize dönün. Sizlere ecdadınızın yöntemini öneriyorum, inzivaya çekilin, Beştepe’deki sarayın içine bir de çilehane kurun ver arada orayı ziyaret edin. İçe dönmek ve kendinizle yüzleşmek iyi gelecektir.
Dışarıya dönmek size yaramıyor. Çünkü başınız dönüyor. Eliniz ayağınıza karışıyor. Türkiye’nin partileri aşan acil sorunları var, bunun için adım atın. Atamıyorsanız bir kazaya sebep olmadan derhal seçime gidin, çünkü demokrasi çare üretme rejimidir, işletmekte yarar vardır. Ne demişler atalarımız; ‘su akar yolunu bulur.’