Düzce 10° Hafif yağmurlu
Son dakika
Mehmet AKAY Köşe Yazısı Mehmet AKAY

NİHAYET TAŞLAR YERİNE OTURUYOR

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, son meclis grup toplantısında PKK lideri Abdullah Öcalan'a "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" verilmesini önerdi. Çözüm sürecinin ‘yasal ve siyasi’ bir zemine oturtulması gerekliliğini vurguladı.

Bir yıl önce D. Bahçeli yine meclis grup toplantısında Öcalan’ı meclise davet ederek yeni bir süreci duyurmuştu ve hemen herkesi kontrpiyede bırakmıştı. Çünkü Türkiye’de Kürt sorununa en sert karşı çıkan bir şahsiyet yeni ve önemli bir süreci kamuoyuna duyuruyordu.

O günden bu yana süreç epeyce yol aldı.

Sembolikte olsa silahlar bırakıldı, PKK kongresini yapıp silahlı mücadelenin bittiğini karara bağladı. PKK gerillaları Türkiye’den çekildi. Mecliste komisyon kuruldu ve önemli kararlar alındı. Sürecin selameti için anayasa ve yasal adımlar atılması için mecliste bulunan partilerden öneriler istendi.

Öcalan, itibarı ve statü beyanında bulundu.

Süreç biraz ağır da olsa kesintiye uğramadan ilerledi. Suriye meselesi çözüldü. ABD/İsrail ve İran savaşı çözüm sürecini biraz yavaşlatsa da, arka kapı barış ve çözüm diplomasi hızlı bir şekilde sürdüğünü D. Bahçeli’nin son meclis grup toplantısında yaptığı açıklamayla öğrenmiş olduk.

D. Bahçeli, bir siyasi parti lideri, devletin kadrolu memuru değil, iktidarı paylaşmıyor ama ittifak içinde. Bu rağmen Türkiye’nin en önemli meselesinin önünü açıyor hatta biçimlendirebiliyor. D. Bahçeli politik bir lider ancak kamuoyunda bıraktığı izlenim devletle çok yakın olduğudur. Dolaysıyla yeni sürece karşı devletin tutumunu D. Bahçeli üzerinden okumanın hiçbir mahsuru yok. Ben böyle okuyorum ve pek çok insan da eminim ki benim gibi çıkarsamalar yapıyordur.

D. Bahçeli’nin son açıklamasında ‘Terörsüz Türkiye’ yerine ‘barış ve siyasallaşma’ kavramını kullandı. Böylelikle önemli bir zihinsel algının kırılmasını bize duyurmuş oldu. ‘Terörle barışmak’ dünyanın hiçbir yerinde mümkün olan bir şey değil. D. Bahçeli, aslında bu tutarsızlığı açığa kavuşturuyor.

Yani biz terörle mücadele etmiyorduk, siyasal bir yapıyla çatışıyorduk ve bugün bu yapıyla barışacağız, demek istiyor. Dolaysıyla, Öcalan’a ‘Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü’ statüsü verilsin, diyebiliyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti terörle değil silahlı mücadele veren bir siyasal örgütle, parti ile barışıyor. Süreç başka türlü ilerlemesi zaten mümkün değildi. Barış önce dilde gerçekleşir, bu nedenle kullanılan terminoloji önemli. Zihinsel açıklığı, dürüstlüğü getirir. Barış için dil ve güven önceliklidir.

Belli ki pek çok konuda uzlaşma ve mutabakat sağlanmış ki, D. Bahçeli bu cesur ve yönlendirici açıklamalarda bulunabiliyor. Aksi takdirde bu imkânsızdı.

‘Barış süreci’ denildiğinde artık ‘terör’ kavramını kullanmak anlamsız olduğu kadar da sürece zarar verir. ‘Barış süreci’ denildiğinde biz ‘terörle mücadele’ ediyorduk, ’terörü bitirdik’  diyemezsiniz. Biten terör değil savaş.

Türkiye, 50 yılıdır ‘terörle mücadele’ vermiyordu, savaşın içindeydi. Bazen düşük, bazen yüksek yoğunlukta bir savaş, iç savaş ve yaklaşık yüz bine yakın insan hayatını yitirdiği bir savaş. Köylerin boşaltıldığı bir savaş.

 ‘Barış süreci’ bunun için doğru ve gerçek bir tanımlama, isabetli ve kullanılması gereken bir kavram. Biz bunu yıllardır iddia ediyorduk, bugün bunu D. Bahçeli’den duyuyoruz. Nereden nereye…

D. Bahçeli, böylelikle çarpıtılmış ve propagandist resmi söylemi boşa çıkarmış oldu, bir diğer ifadeyle gerçeği kamuoyuna açıkladı. Bu açıklamaya zorunlu mu kaldı veya gerçeği kabullendi de mi yaptı. Bu bizim için önemli değil, önemli olan beyandır. Cin şişeden çıktı, geri koymasınız. D. Bahçeli belki sürecin kontrollü ilerlemesi için ön alıyordur, kim bilir…

Neyse bu gerçeği ve doğru söylemi artık iktidarı ve muhalefetiyle herkes dillendirmelidir. D. Bahçeli ile sınırlı kalmamalı, Erdoğan, AKP, CHP ve diğerleri de dillerine pelensek yapmalı. İşin nedenli ciddi olduğu kavranmalı. Çekinmeden barış süreci, denmeli.

O zaman Öcalan’ın itibarı ve statüsünün sağlanmasındaki engeller kalkmış olur. Öcalan’a ‘Barış ve siyasallaşma koordinatörlüğü’ verilmesi Kürt halkıyla barışmak anlamına gelecektir. Süreci ‘siyasallaşma’ olarak tanımlanıyorsa, anayasal ve yasal değişikler yapılması anlamına gelir. PKK’li gerillaların politik mücadelelerini silahla, illegal yollarla değil de yasal ve legal olanaklarla sürdürmelerini istemiş olursunuz. Doğru olan da budur.

Nihayet geçte olsa taşlar yerine oturuyor. Umarım süreç AKP, MHP ve DEM ile sınırlı kalmaz başta CHP ve diğer partiler de daha açık ve samimi bir şekilde destekte bulunurlar. Çünkü Kürt halkı barışı daha şimdiden ayakta karşılıyor, batı illerini ikna etmek AKP, MHP ve CHP olmak üzere tüm partilerin sorumluğunda.

‘Terörler mücadele’ ediyoruz, diye on yıllar boyu halkı yanıltan Kürtler değildi. Kürt halkı gerçeği biliyordu, bilmeyen Türk halkıydı. Dolaysıyla Türk halkını barış sürecine katmak öncelikle Ankara meclisinin görevi.

Daha kat edeceğimiz uzun yolumuz var.

Kopyalandı

Yazarın Diğer Yazıları

Tümü
  1. ‘MEKKE İTTİFAKI’ SAVAŞI ‘ÇERÇEVE YASA’ BARIŞI GETİRİR
  2. ON YIL ARANIN ARDINDAN İSTANBUL BARO’SUNDAN YÜKSELEN AŞİNA OLDUĞUMUZ PARAZİT SES: ÜMİT KOCASAKAL
  3. BİZİM DE Z KUŞAĞI VE PİKACHU KUŞAĞIMIZ VAR HEM DE BURNUNUZUN DİBİNDE BEYLER!
  4. HEY HAT!
  5. MÜESSES NİZAM: OTERİLERTERLİKTEN DİKTATÖRLÜĞÜ GEÇİŞ NİYETİNDE