Köşe Yazısı
Mehmet AKAY
TRUMP NATO'YA NEDEN İHTİYAÇ DUYUYOR
Trump'ın, birbiriyle çelişen ve tehdit dili öncelikle savaşın uluslararası meşruluğunu sağlamak. Bunun üç saçağı var. İlk ki, Molla rejiminin kendisi, ikincisi zenginleştirilmiş uranyum ve Hürmüz Boğazı’nın deniz yolu ve ticaretinin güvenliği. Savaşın seyrine göre bu üç ana savaş gerekçesini Trump iyi kullandığı söylenebilir. Bu bağlamda NATO ve çevre ülkelere baskıyı bu gerekçeler üzerinde yapıyor.
ABD, 11 Eylül İkiz Kuleler saldırısının ardından NATO'yu arkasına alarak Afganistan'a savaş açmıştı ve NATO’yu arkasına alabilmişti. Saddam'ın Kuveyt işgalinde ABD, NATO'yu yanına çekerek uluslararası meşruluk sağlamaya çalışsa da, Fransa ve Almanya'nın karşı çıkmasıyla bu gerçekleşmemişti. İngiltere'nin öncülüğünde oluşturulan NATO dışı koalisyon desteğiyle Irak işgali gerçekleşmişti. İkinci Dünya Savaşının ardından 4 Nisan 1949'da savunma amaçlı kullanılan NATO ilk defa ikiz kule saldırısı sonrası teröre karşı ortak müdahaleyi onaylamıştı. Trump, NATO’yu kendi çıkarı için körfezde kullanabileceğini düşünse de bu şimdilik gerçekleşmedi. Temmuz ayında Ankara'da düzenlenecek olan NATO zirvesinde ABD’nin NATO’dan ayrılmayı tartışacağını söylemesi de Trump’ın kendi üslubunca ikna etme manevrası. Trupm’ın savaşın meşruluğu için NATO’ya ihtiyacı her geçen gün artmakta.
Trump, İran'ın Rusya ve Çin desteğiyle çetin ceviz çıkmasından dolayı istediği zafer gecikmiş durumda. Trump, Ortadoğu jeopolitiğinde tartışmasız söz sahibi olmak istediği çok açık. Dolaysıyla savaş sarmalı büyüyerek uzayacağına benziyor. Uzadıkça da savaşın meşruluğu yalnız Amerika’da değil dünyanın pek çok sokağında sorgulanır hale gelecektir.
PEKİ, TRUMP’I EN ÇOK NE KAYGILANDIRIYOR
Tabii ki Amerikan halkı.
Birkaç gün sokağa çıkan yaklaşık 9 milyon Amerikan yurttaşı ‘Kral Yok/No Kings’ pankartıyla sokaklara çıktı. Vietnam savaşını bitiren yine Amerikan savaş karşıtları olmuştu. Bu deneyimin farkında olan Trump, savaşa gerekçe bulmakta zorlanıyor. Amerikan halkı bu savaşın kendi savaşı olmadığını biliyor.
Hürmüz Boğazı'nın İran tarafından kapatılması dünya ekonomisini zora sokması açısından İran’ın elini güçlendirse de, Trump için nükleer bomba kaynağı zenginleştirilmiş uranyumun yanında savaş meşruluğu oluşturmaya iyi bir malzeme. Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı yalnız İran'a ait değil. Petrole dayanan ekonomilerin dünya pazarına açıldığı yer Hürmüz Boğazı ve en çok bu ülkeler olumsuz etkileniyor dolaysıyla da körfezin söz sahibiler. Körfezin kapatılması bir yana üstüne üstlük enerji terminallerin ve üretim merkezlerinin İran tarafından imha edilmesi sorunu içinden çıkılmaz hale dönüştürüyor.
Trump, bir yandan Atlantik İttifakına dönerek dikkatleri Hürmüz Boğazı'na çekerken; petrol fiyatlarının artışının enerji krizinin sorumluluğunu İran'a yükleyerek NATO'yu yanına yanında istiyor, diğer yandan Körfez ülkelerini İran'a karşı örgütlemeye çalışıyor. Trump'un bütün bu hamleler İran'a yönelik hukuksuz savaşın üzerini örtmek.
ABD'nin NATO'ya askeri anlamda ihtiyacı yok. Çünkü dünyanın askeri açıdan çok güçlü bir orduya sahip. Savaşın geldiği noktada da bunu söylemek mümkün.
Eğer Hürmüz Boğazı'nın kontrolü İran'ın elinden çıkarsa Trump savaşı meşrulaştırmakla kalmaz kendi gücünü de Ortadoğu’da pekiştirecektir. Bu İsrail’inde bölgedeki hegenomik gücüne güç katacaktır. Trump, böyle bir zaferle dünya enerji krizini çözdüğümün ve güvence sağladığının propagandasını yapacaktır. Böylelikle savaş karşıtlarını da belli ölçüde ikna etmiş olacak.
Ancak NATO, şimdilik Trump'a sırt döndü ve savaş uzayacak. Zorunlu olarak Trump, yüzünü Körfez ülkelerine dönmüş durumda ve desteğini de aldı. Hürmüz Boğazı’nı kullanan NATO hariç otuz ülkeyle de Trump görüşmeler sürdürüyor.
Ama Trump’ın durduracak tek güç Amerikan halkı ve dünyanın çeşitli yerlerinde sokağa çıkmaya hazırlanan savaş karşıtları. İsrail’de de halk sokağa çıkmaya başladı. Savaş uzadıkça savaş karşıtı eylemler büyüyecektir. Keşke Türkiye’de de muhalefet hiç olmazsa bir savaş karşıtı eylem düzenlemeyi düşünse. Neyse zaman Trump ve Netanyahu aleyhine işliyor. Savaş karşıtı eylemler bütün dünyada destek bularak yaygınlaşıyor ve daha da yaygınlaşacak.
TRUMP SIKIŞIRSA SAVAŞI BİTİREBİLİR AMA
BU YALNIZCA SOLUKLANMA OLUR
Çok zayıf ihtimal olsa da Trump, her an savaşın bittiğini de açıklayabilir. Benden bu kadar, der ve bitirebilir de. Trump böyle bir karar aldığını bir an için düşünelim. Körfez artık İran'ın denetimine geçer ve savaşla birlikte başladığı boğaz geçişlerinden aldığı haracının yanında petrol ticaretini de belirler. Böyle bir duruma ne Avrupa, ne'de Körfez ülkesi razı gösterir. Bu olasılık Avrupa, Trump'a yardım için yalvarır durumuna düşerler. Avrupa’nın elinin altında İran’ı hizaya sokacak askeri gücü yok. Aslında Trump çok kurnaz ve blöflerle savaş stratejisini adım adım hayata geçiriyor. Trump, NATO'yu yanına çekemese de, NATO ülkelerinin bir kısmına savaş sonrası ihtiyaç duyacaktır. Hürmüz Boğazı'nın kontrolü için uluslararası bir konsensüse ihtiyacı olacağı açık. Trump'ın NATO tehdidi yalnız savaşın meşruluğuyla sınırlı olmadığı, aynı zamanda savaş sonrasının da düşündüğünü akla getiriyor.
Trump, İran Mollalarına istediği koşullarda bir anlaşmayı dayatmayı sürdüreceği konusunda kararlı gözüküyor. Bu savaşın uzaması ve yaygınlaşması demek.
Dünya ekonomisinin krize girmesi Trump'ın pek umurunda değil. Ortadoğu'nun petrol ve enerji kaynaklarının kontrolü için bu savaşı baştan düşünerek ve göze alarak başlattı. Dünyanın çeşitli ülkelerine müdahale deneyimi olan, son elli yıllık tarihi buna dayanan bir ülkenin bütün olumsuzlukları düşünmüş olmalı. Bizim memlekette olabilir, ama ABD’de malak bir adamı kimse iktidara getirip şaklabanlık yaptırmaz. Oturmuş bir devlet ve strateji vardır ve bu yönde işler götürülür. Dış politikada ‘müesses devlet nizami’, denilen ve işleyen bir şey vardır. Ortadoğu'yu ne İran'a, ne Çin'e, ne'de Rusya'ya bırakacak durumda değil ABD.
Sözün kısası bu savaş ya ABD’nin, ya İran Mollaların yenilgisiyle bitecek ya da savaş karşıtı gösteriler bitirecek.
Şahsen ben bu savaşı kim kazanacağı konusunu umursamıyorum.
Umursadığım şey, savaşı savaş karşıtların bitirmesidir. Çünkü savaşı savaşan taraflardan birinin bitirmesi yeni savaşların kapısını aralayacağının çok iyi biliyorum.
Ama savaş, savaş karşıtı gösterilerle biterse dünyamız barış ve kardeşliğe daha yakın olacaktır.